• Mehmet Pektaş
    • Şair-Yazar
Cesur Kaşifler çıktı.
5 kitaplık yeni seri. Çocuklar bu seriyi çok sevecek.
Adam Olacak Çocuk Serisi
Seri yeni kitaplarla devam ediyor.
Macera kitapları çıktı.
Dr. Mehmet Pektaş'ın 5 kitabı birden çıktı.

Ana sayfa

Derginin bu sayısında Mehmet Pektaş'ın yanı sıra Âşık Veysel, Tacettin Şimşek, Tayyib Atmaca, Arif Bilgin, Ertuğrul Çoban, Metin Mert, Haşim Kalender, Ramazan Yanar, Bayram Tataroğlu, Laedri,Fatih Kandemir, Halit Yıldırım, Adem Efe, Mustafa Berçin, Hoca Mehmed Trabzoni, Hacı Musa Tuncer, Mücahit Şahin ve Nurgül Kaynar Yüce'nin yazı ve şiirleri yer alıyor.
Derginin bu sayısında Mehmet Pektaş'ın yanı sıra Abdurrahim Karakoç, Tacettin Şimşek, M. Fatih Köksal, Yılmaz Öksüz, Kamerizade Mehmet Aga, Memmet Hartlap, Ali Rıza Malkoç, Hüseyin K. Ece, Lütfü Bilir, Salman Kapanoğlu, Haydar Ali Nacar, Ali Atar (Kahyaoğlu), Aşık Kara Mehmet, Erdal Ercin, Sabit Eymen, Kenan Yavuzarslan, Halit Yıldırım-i Tayyib Atmaca'nın yazı ve şiirleri yer alıyor.
İntikam planımızı o ana kadar başarıyla uygulamıştık. İşler umduğumuzdan da iyi gidiyordu. Sıradaki hedefimiz, Çullu Yusuf’la, Lap Osman’dı. Bu ikisi hep birlikte hareket ederdi. Sabah akşam ayrılmazlardı. Bu yüzden ikisine bir oyun oynamaya karar vermiştik. Fakat bir türlü ağımıza düşmüyorlardı. Onlar bize gelmeyince biz onlara yaklaşmaya karar verdik. Kahvede aynı masaya oturmaya birlikte konken oynamaya başladık. Laf bazen Çil Hasan’a geliyordu. Onun aklını yitirdiğini söyleyenler vardı. Serkan: “Define işi böyledir.” dedi. Bu söz üzerine ben “Ne yaptın?” dercesine Serkan’ın yüzüne baktım. Çullu Yusuf: “Ne definesi?” dedi. Serkan: “Besbelli Çil Hasan define arıyor.” dedi. Ben masanın altından Çullu Yusuf’un bacağına vurdum. Sanki Serkan’ın bacağına vuracakmışım da yanlışlıkla ona vurmuşum gibi yaptım: “Kusura bakma Yusuf, ayağım çarptı.” dedim.
Mazide kaldı siyah beyaz filmler, renklerin zamanı şimdi. Hayata renk katmanın, renklere farklı bakmanın zamanı. Zulmün siyah yüzünden adalet ve asaletin moruna geçme vakti. Cimriliğin zifirinden cömertliğin yeşil yüzünü görme, vermenin iç huzuruna yol bulmak vakti. Hayasızlığın kara perdesini, iffetin beyaz elleriyle kaldırma vakti. Saygının kırmızısını, hoşgörünün sarısını hayata katma vakti. Başka bakma vakti hayata. Masmavi gökyüzü ile terapi zamanı, katran karası sevgisizlik hastalığına. Kalplerdeki kini, kiri okyanusların mavisiyle yıkama vakti.
Çobanlık ve çiftçilik işlerini Cin Ali’ye yıktıktan sonra kendimi emekliler gibi hissetmeye başladım. Öğlene doğru kalkıyor, köy içinde elim arkamda geziyordum. Bendeki değişiklik herkesin dikkatini çekmişti. Fakat kimse şeytana pabucunu ters giydiren Cin Ali’nin benim işlerimi neden gördüğünü bilmiyordu: -“Muhtarım ne bu hal?” diyenlere: -“Ee muhtar dediğiniz böyle olur.” diyordum. Kahveye gittiğimde ise bana Serkan’ı soruyorlardı. Nerden tanıyorsun, kimmiş, neciymiş? Ben onunla yolda tanıştığımı, daha sonra kendisini köye götürmem için rica ettiğini söylüyordum. Serkan’la ilgili en çok sorulan soru ise köye bir daha gelip gelmeyeceğiydi. Tavan arasından, odunluklardan eski eşyalarını çıkarıp o gelecek de satın alacak diye bekleyenler vardı.
... 44 ...